Ümit Balkan arşivleri - kesfetmekicinyasa.net https://kesfetmekicinyasa.net/category/texts/umit-balkan/ Gezi, tarih ve sanat... Fri, 24 Apr 2020 22:03:20 +0000 tr hourly 1 https://kesfetmekicinyasa.net/wp-content/uploads/2020/01/cropped-logo-32x32.png Ümit Balkan arşivleri - kesfetmekicinyasa.net https://kesfetmekicinyasa.net/category/texts/umit-balkan/ 32 32 Barselona Kent Planı: Izgara Şeklinde Yerleşim https://kesfetmekicinyasa.net/barselona-kent-plani-izgara-seklinde-yerlesim/ https://kesfetmekicinyasa.net/barselona-kent-plani-izgara-seklinde-yerlesim/#respond Sat, 25 Jan 2020 05:00:00 +0000 https://kesfetmekicinyasa.net/?p=964 Barselona’ya kuş bakışı bakma şansınız olduysa sokakların ve yapıların ızgara şeklindeki simetrik yerleşimini farkettiniz mi? New York gibi nispeten daha yeni sayılan şehirler hassas bir mühendislik eseri olarak ızgara şeklinde inşa edilirken, bunu Barselona gibi eski bir kentte görmek beklenen bir durum değildir. Peki, Barselona kent planı nasıl oldu da ızgara şeklinde tasarlandı? Değişim zamanı […]

The post Barselona Kent Planı: Izgara Şeklinde Yerleşim appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
Barselona’ya kuş bakışı bakma şansınız olduysa sokakların ve yapıların ızgara şeklindeki simetrik yerleşimini farkettiniz mi? New York gibi nispeten daha yeni sayılan şehirler hassas bir mühendislik eseri olarak ızgara şeklinde inşa edilirken, bunu Barselona gibi eski bir kentte görmek beklenen bir durum değildir. Peki, Barselona kent planı nasıl oldu da ızgara şeklinde tasarlandı?

Değişim zamanı

Aslına bakarsanız, Barselona kuruluşundan bu yana her zaman biçimli bir şehir değildi. Kentin öncesinde kuş bakışı olarak nasıl göründüğünü merak ederseniz, Gothic bölgesinin haritasına bakmanız yeterli olacaktır: labirent benzeri, her yöne uzanan, paralellikten ve simetriden yoksun sokaklardan oluşan bir ulaşım ağı…

Diğer pek çok eski şehir gibi Barselona’nın ilk sokakları rastgele yapılmıştır. Yapılar inşa edildikçe sakinler de bu yerleşimlerin arasından erişimlerini sağlamak durumundaydılar. Dahası Barselona 19. yüzyıla kadar duvarlarla çevrili bir şehirdi ve bu dönemde hızla artan nüfus kent duvarlarının sınırlarını bile zorlamaktaydı. Nitekim Barselona’nın nüfus yoğunluğu Paris’in iki misliydi.

Yeni Barselona kent planı ve öncü yaklaşım

Gün geçtikçe artan sağlıksız yaşam koşulları ve Barselona’nın yükselen nüfusuna çözüm bulma mücadelesiyle karşı karşıya kalan Katalan mimarlardan biri yepyeni bir fikir öne sürdü. Ildefons Cerdà, eski şehir ile Gràcia ve Sarrià gibi Barselona’yı çevreleyen diğer kasaba ve köylerlin birleştirilmesini önerdi.

Dahası Cerdà, şehrin genişletilecek (Katalanca’da eixample) bu kısımlarınını tasarımı için kent sakinlerinin yaşayış biçimlerini, daha doğrusu onları çevreleyen yaşam alanlarıyla olan ilişkilerini incelemeye koyuldu. Özellikle de temiz hava, yeşil alanlar, ulaşım şekilleri ve pazarlara olan mesafeleri gibi konular üzerine eğildi. Günümüzde bu konsept, şehir planlaması olarak adlandırılırken o dönemde devrim niteliğinde bir yaklaşımdı fakat Cerdà’nın önerisi pek çok kişi tarafından alay konusu olmuştu.

barselona kent planı

Neden ızgara şeklinde?

Şehri ve sakinlerini dikkatle inceleyen Cerdà, Eixample’yi eşit büyüklükteki bloklardan oluşan kare şeklindeki yapılardan inşa etmeyi önerdi. Dolaşım ve taşımacılığa olanak sağlamak adına blokları keserek aşan geniş ve uzun yollar yapıldı. Tüm bunlara ek olarak, bloklardan her biri, kesilmiş izlenimi veren köşeleri oluklu sekizgen şeklindeydi.

Cerdà’ya göre bu detay, sokaklarda daha fazla hava sirkülasyonu, köşebaşlarında daha net bir görüş ve blokların etrafından dolaşan tramvaylar için de daha kolay dönüş imkanı sağlayacaktı. Öte yandan, bloklar Kuzeybatı-Güneydoğu doğrultusunda inşa edilerek her bir evin yeterince gün ışığı alması hedeflemişti.

Geleceğin Barselona kent planı: Süper-bloklar

Cerdà’nın öncü tasarımının bir diğer üstün özelliği de her bir bloğun merkezinde yer alması planlanan yeşil alan öngörüsüydü. Bu bahçeler, sakinler için bir dinlence alanı ve yol kenarından uzakta açık havanın tadını çıkarabilecekleri bir yer olarak tasarlanmıştı. Her ne kadar bu avluların birçoğu daha sonrasında inşa amacıyla kullanılsa da, Cerdà’nın yeşil alan kaygısı bu günlerde bir kez daha Barselona yerel konseyinin gündem maddelerinden biri.

Aslına bakılırsa, Barselona yerel konseyi “Süper-Bloklar” oluşturma planı için düğmeye bastı bile. Buna göre, her dokuz blokluk grubun içerisinde kalan iç yollar yaya trafiği ve yeşil alanlar ön planda tutulmak üzere araç trafiğine kısıtlanacak.

Kaynak:
Why is Barcelona Built in Squares? – Tara Jessop

Resimler:
7 by Richard Sennett
Crossroads by Pablo de la Peña

2

The post Barselona Kent Planı: Izgara Şeklinde Yerleşim appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
https://kesfetmekicinyasa.net/barselona-kent-plani-izgara-seklinde-yerlesim/feed/ 0
Kraken: Efsanevi Norveç Deniz Canavarı https://kesfetmekicinyasa.net/kraken-efsanevi-norvec-deniz-canavari/ https://kesfetmekicinyasa.net/kraken-efsanevi-norvec-deniz-canavari/#respond Sat, 18 Jan 2020 05:00:00 +0000 https://kesfetmekicinyasa.net/?p=939 İskandinav mitolojisine göre Kraken, boyu yaklaşık bin beş yüz metre kadar devasa boyutlarda olan ve zaman zaman gemilere saldıran bir ahtapot ya da mürekkep balığı olarak tasvir edilir. Hatta kimi söylentilere göre inanılmaz boyutları nedeniyle su yüzünde hareketsiz durduğunda bir ada olduğu algısını vermektedir. Canavarın Doğuşu Kraken’in yazılı kaynaklarda ilk kez 1735 yılında ortaya çıktığı […]

The post Kraken: Efsanevi Norveç Deniz Canavarı appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
İskandinav mitolojisine göre Kraken, boyu yaklaşık bin beş yüz metre kadar devasa boyutlarda olan ve zaman zaman gemilere saldıran bir ahtapot ya da mürekkep balığı olarak tasvir edilir. Hatta kimi söylentilere göre inanılmaz boyutları nedeniyle su yüzünde hareketsiz durduğunda bir ada olduğu algısını vermektedir.

Canavarın Doğuşu

Kraken’in yazılı kaynaklarda ilk kez 1735 yılında ortaya çıktığı bilinmektedir. İsveçli botanikçi, doktor ve zoolog Carolus Linnaeus’un kaleminden çıkan Systema Naturae isimli canlı organizmaları sınıflandırdığı eserinde Kraken’e de yer vermiştir. Çalışmasında Kraken’i cephalopod yani kafadanbacaklılar sınıfına koymuş ve bilimsel olarak ismini Microcosmus marinus şeklinde belirtmiştir. Her ne kadar Systema Naturae ‘nin sonraki baskılarında yer almamış da Linnaeus 1746’daki çalışmalarında Kraken’i Fauna Suecica yani “eşsiz canavar” olarak tanımlamış ve esasında şahsi olarak hiç karşılaşmadığını belirtmiştir.

Öte yandan efsanevi canavardan ilk olarak Örvar-Oddr isimli Norveç efsanesinde bahsedildiği zannedilmektedir ki hikaye 13. yüzyıla dayanmaktadır. Efsanede, isimleri Hafgufa (denizden yükselen bir adaya benzeyen yaratık) ve Lyngbakr (devasa balina benzeri yaratık) olmak üzere iki deniz canavarından söz edilmektedir. Bu canavarladan Hafgufa’nın aslında Kraken’e atıfta bulunduğu söylenmektedir.

Modern Kültürde Kraken

Modern kültürde dev deniz canavarı efsanesi bilim kurgu filmleri ve kitaplarının sıklıkla olmasa da konu etmekten çekinmediği bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Jules Vernes’in “Denizler Altında 20.000 Fersah” isimli kitabında, HBO yapımı “Taht Oyunları” tv dizisinde başta olmak üzere benzer basılı ve görsel yayınlarda rastlamak mümkündür.

Kraken Gerçeği

Modern bilim dünyası mevcut deliller ışığında Kraken efsanesindeki yaratığı reddetse de onun oldukça benzeri Norveç sularında bir kuzeninin varlığı bilinmektedir: Dev mürekkep balığı!

Dev mürekkep balıklarının boyları Kraken’in aksine bin beş yüz metreyi bulmasa da dişiler de on üç ve erkeklerde on metreyi bulmaktadır. Ki bu da yaklaşık yedi ila sekiz insanın toplam uzunluğuna tekabul etmektedir. Bu nedenle bu deniz canavarı efsanesinin de eski denizcilerin dev mürekkep balığı hikayelerinden doğmuş olabileceği düşünülmektedir.

Peki teorik olarak dev bir mürekkep balığının gerçekte bir gemiyi alabora etme şansı var mıdır? İşte belki de efsanenin asıl doğuşunu anlamak için bu kısmı irdelemek gerekebilir. Teorik olarak devasa mürekkep balığımızın otuz metre boyunda ve iki ile üç ton civarında olduğunu varsayalım. Diğer yandan eski zamanlarda okyanusu geçen gemilerin ise çok daha küçük boyutlarda olduğu bilinmektedir. Öreneğin Kristof Kolomb’a ait Pinta sadece yaklaşık on sekiz metre boyundaydı. Bu açıdan bakıldığında teorik olarak hiç de olasılık dışı gibi görünmüyor. Nitekim 17. yüzyılda Angola kıyılarında seyreden geminin de başına benzer bir kazanın geldiği iddia edilmektedir.

Kaynaklar:
The Legendary Kraken by Bill
The Kraken
Kraken by Prof. Geller
Resim:
Kraken by LeGrimlin

0

The post Kraken: Efsanevi Norveç Deniz Canavarı appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
https://kesfetmekicinyasa.net/kraken-efsanevi-norvec-deniz-canavari/feed/ 0
Saraybosna Gülü Dikensizdir Ama Acıtır https://kesfetmekicinyasa.net/saraybosna-gulu-dikensizdir-ama-acitir/ https://kesfetmekicinyasa.net/saraybosna-gulu-dikensizdir-ama-acitir/#respond Sat, 11 Jan 2020 05:00:00 +0000 https://kesfetmekicinyasa.net/?p=925 Takvimler 28 Ağustos 1995 Pazartesi gününü gösterirken büyük bir gümbürtüyle son Saraybosna Gülü’nün tohumu da atılmıştı. Henüz ortada bir Saraybosna Gülü yoktu ancak o güle rengini verecek olan kanlar şehrin merkezinde göz yaşları ve haykırışlarla beraber sokaklardaki yerini çoktan almıştı bile. Aradan geçecek yıllara rağmen ne bu tohum unutulacaktı ne de o tohumun kırküç insanın […]

The post Saraybosna Gülü Dikensizdir Ama Acıtır appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
Takvimler 28 Ağustos 1995 Pazartesi gününü gösterirken büyük bir gümbürtüyle son Saraybosna Gülü’nün tohumu da atılmıştı. Henüz ortada bir Saraybosna Gülü yoktu ancak o güle rengini verecek olan kanlar şehrin merkezinde göz yaşları ve haykırışlarla beraber sokaklardaki yerini çoktan almıştı bile. Aradan geçecek yıllara rağmen ne bu tohum unutulacaktı ne de o tohumun kırküç insanın canını alırken diğer yandan hayat verdiği Bosna Gülü…

Tarihte kısa bir yolculuk…

Çok değil, sizleri çeyrek yüzyıl öncesine kadar kısa bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Farklı etnik kültürleri ve grupları tek çatı altında toplayan Josip Broz Tito’nın ölümünün ardından Yugoslavya, zor günler yaşamaya başlamıştı. Yugoslavya, büyük slavya anlamına gelen yugo ve slavya kelimelerinden oluşturulmuştu. Ancak milliyetçi grupların bağımsızlık çağrılarıyla tansiyonlar her geçen gün tırmanıyordu. Federasyondan nispeten daha hafif yaralarla ayrılan ilk devletler Slovenya ve Hırvatistan olmuştu. Ancak Bosna komplike etnik yapısı nedeniyle o kadar şanslı olmayacaktı. Üç yıl sürecek ve yüz binlerce insanın ölümüne yol açacak kanlı bir savaşın da fitili ateşlenmişti.

Saraybosna Gülü nedir?

Miljacka (Milyatska diye okunur) nehrinin her iki yakasına kurulan Saraybosna aynı adı taşıdığı vadide yer almaktadır. Coğrafyanın bir kader olduğunu doğrularcasına savaş boyunca şehir, Sırp topçuların ateşiyle bombalanmış ve keskin nişancıların hedefi olmuştu. Günümüzde ise şehre düşen bu topların yerleri ve oluşturdukları kraterler kırmızı renk resin ile gül şeklinde işatlenerek Saraybosna Gülü olarak anılmaktadır. Saraybosna’nın bu gülleri Hollanda’nın laleleri ya da Fransa’nın lavanta tarlaları gibi canlı değildir ancak göremeyeceğiniz binlerce ruhu bünyesinde barındırmaktadır. Diğer yandan Saraynosna Gülü’nün yanı sıra yapılar da hala üzerlerindeki mermi izleri ve deliklerle yorgun bir şekilde savaşın izlerini taşımaktadır.

Savaşın üzerinden çeyrek yüzyıldan fazla geçmesine ve Saraybosna güllerinin yeni yapılanmalar veya inşaatlar nedeniyle yok olmaya başlamasına rağmen hala şehrin en belirgin sembollerindendir. Bulgaristan’ın Buzlucası ya da Polonya’nın Auswitz Kampı kadar belirgin olmasa da karanlık turizmin küçük ama bir o kadar da etkin sembollerindendir Saraybosna Gülü.

Resimler:
CE-09-29 by yeung ming

2

The post Saraybosna Gülü Dikensizdir Ama Acıtır appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
https://kesfetmekicinyasa.net/saraybosna-gulu-dikensizdir-ama-acitir/feed/ 0
Neden Kardan Adam Yaparız? https://kesfetmekicinyasa.net/neden-kardan-adam-yapariz/ https://kesfetmekicinyasa.net/neden-kardan-adam-yapariz/#respond Sat, 04 Jan 2020 05:00:00 +0000 http://www.kesfetmekicinyasa.net/?p=890 Küçüklüğünde hiç kardan adam yapmayan var mı aramızda? Pek sanmıyorum. Yaşadığı ve büyüdüğü yerde kar yağan hemen herkes bunu tecrübe etmiştir. Etmeyeniniz varsa yaşına başına aldırmadan büyük bir heves ve gururla bunu deneyebilir. Çünkü insanlık tarihi oldukça büyük yıkımlara sahne olduğu kadar inşa etmeye, hatta daha fazlasını, daha büyüğünü yapma hevesini de barındırır. Tarih demişken, […]

The post Neden Kardan Adam Yaparız? appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
Küçüklüğünde hiç kardan adam yapmayan var mı aramızda? Pek sanmıyorum. Yaşadığı ve büyüdüğü yerde kar yağan hemen herkes bunu tecrübe etmiştir. Etmeyeniniz varsa yaşına başına aldırmadan büyük bir heves ve gururla bunu deneyebilir. Çünkü insanlık tarihi oldukça büyük yıkımlara sahne olduğu kadar inşa etmeye, hatta daha fazlasını, daha büyüğünü yapma hevesini de barındırır. Tarih demişken, peki hiç neden kardan adam yaptığımızı merak ettiniz mi? İlk nereden çıkageldiğini ve hayatımıza nasıl yerleştiğini?

İlk yazılı kaynak ve orta çağlar

Her ne kadar insanlık tarihi bir kitap olsa yukarıda bahsettiğim gibi yıkım ve kıyımları içeren sayfalar kapkaranlık olurdu diye düşünüyorum. Oysa ki beyaz kardan yapılan kardan adamın tarihine baktığımda ise açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Çünkü kendisini tarih kitaplarında; daha doğrusu ilk kez basılı olarak bir kitap sayfasında ancak 1380 yılında yazılan Book of Hours isimli bir kitapta ve ironik bir biçimde ateşin yanında görebiliyoruz. Kitap şu anda Hollanda Ulusal Kütüphanesi’nde saklanmaktadır.

Basılı yayınlarda resmedilen ilk kardan adam bu olsa da kendisinin çok daha geçmişten geldiğini biliyoruz. Nitekim Orta Çağ’da kardan adam yapmak sanatçıların bir çeşit hislerini dışa vurum şekliydi. Çünkü sanat eserinizin ana malzemesi doğa tarafından kapınıza kadar bol miktarda teslim ediliyor ve ona tıpkı bir heykeltraş gibi özgürce şekil verebilirsiniz. Hal böyle olunca kasaba ve şehirlerde profesyonel ya da amatör sanatçılarca yapılan bu eserleri görmek adına kısa gezintilere çıkmak da oldukça yaygındı. Hatta bu sanatçılardan bir tanesi Florence, İtalya’da 1494 yılında kardan adam yapmakla görevlendirilen, henüz 19 yaşındaki Michelangelo’dan başkası değildi.

Tarihte diğer kardan adam izleri

1511 yılı Belçika’sında Hükümdarlığı elinde tutan Habsburg Hanedanı refah içinde yaşarken halk ise sefalet ve açlıkla mücadelenin yanı sıra bir de Ölüm Kışı olarak anılan çetin hava koşullarıyla mücadele etmekteydi. Altı hafta boyunca hava sıcaklığının sıfırın altında seyrettiği çetin kışın ardından 1511 Mucizesi olarak anılacak olan festivalde halkın içinde bulunduğu koşulları yermek amacıyla 110 adet satirik anlam içeren kardan figür yapılmıştır.

Hiç şüphesiz kardan adam tarih serüveni boyunca kanlı sahnelere tanık olmaktan da kendini alamamıştır. Amerikan tarihindeki en kanlı olaylardan biri olan 1690 yılındaki Schenectady Katliamı da bunun çarpıcı yansımasıdır. New York eyaletinin kuzeyinde bulunan ve Hollandalılar’ın kontrolündeki Schenectady Kalesi istila tehlikesi altındadır. Ancak acımasız kış koşulları ve şiddetli tipiden korunmak isteyen askerler gözlem kulelerine kardan adamlar yaparak pozisyonlarını terk ederler. Öte yandan yaklaşık üç haftadır karın içinde ilerleyen 210 kişilik Kanadalı ve Yerli Amerikalıların olduğu saldırı grubu bunun bir aldatmaca olduğunu farketmekte gecikmez ve 60 kişiyi katlederek kaleyi ele geçirirler.

Günümüzde kardan adam ve gizemi

Günümüzde ise kardan adam gerek küçüklerin gerekse yetişkinlerin en büyük kış eğlencelerinden bir tanesi. Kıştan bahsedildiğinde akla ilk gelen kavramlardan biri olacak kadar güçlü bir simge olmasına rağmen ilk kim tarafından ve ne amaçla yapıldığı bilinmediğinden gizemini korumaya devam ediyor. Şahsen bunu bilmeli miyiz emin değilim. Nitekim bazı şeyler gizemini koruduğu sürece daha cezbedici değil midir?

Kaynaklar:
Traditional Tales: Why We Build Snowmen
The Fascinating History of the Snowman
The Origins of Frosty: Why Do We Build Snowmen?

Resimler:
snowman by OiMax
Snowman Snow Winter by Sandra_M_H

1

The post Neden Kardan Adam Yaparız? appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
https://kesfetmekicinyasa.net/neden-kardan-adam-yapariz/feed/ 0
Noel ve Yeni Yıl Arasındaki Fark Nedir? https://kesfetmekicinyasa.net/noel-ve-yeni-yil-arasindaki-fark-nedir/ https://kesfetmekicinyasa.net/noel-ve-yeni-yil-arasindaki-fark-nedir/#respond Fri, 27 Dec 2019 19:00:00 +0000 https://kesfetmekicinyasa.net/?p=792 Noel ve Yeni Yıl kutlamalarının tarihleri birbirilerine oldukça yakın olduğundan sıklıkla karıştırılmaktadır. Kutlamalar 24 Aralık itibariyle başlayıp 2 Ocak’a kadar uzanmaktadır ki bu dönemde sıklıkla insanların birbirilerine “Mutlu Noeller” ya da “Mutlu Yıllar”, “İyi Seneler” şeklinde dileklerde bulunduklarını duyarsınız. Oysa Noel ve Yeni Yıl arasındaki tek yakınlık kutlama tarihlerinin peşi sıra olmasıdır. Noel nedir? Noel, […]

The post Noel ve Yeni Yıl Arasındaki Fark Nedir? appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
Noel ve Yeni Yıl kutlamalarının tarihleri birbirilerine oldukça yakın olduğundan sıklıkla karıştırılmaktadır. Kutlamalar 24 Aralık itibariyle başlayıp 2 Ocak’a kadar uzanmaktadır ki bu dönemde sıklıkla insanların birbirilerine “Mutlu Noeller” ya da “Mutlu Yıllar”, “İyi Seneler” şeklinde dileklerde bulunduklarını duyarsınız. Oysa Noel ve Yeni Yıl arasındaki tek yakınlık kutlama tarihlerinin peşi sıra olmasıdır.

Noel nedir?

Noel, Hristiyanlık’a göre Tanrı’nın oğlu vasfedilen İsa’nin doğumunu anmak amacıyla 24 Aralık’ta (24 Aralık’ı 25 Aralık’a bağlayan akşam) kutlanan bir festivaldir. Bu tarih, İsa’nın doğumuyla ilişkilendirilmesine rağmen din bilimciler peygamberin doğumunun 25 Aralık’a tekabül edemeyeceğini savunuyorlar.

Aslına bakılırsa, Aralık ayı ortası kutlamaları İsa’nın doğumundan çok daha öncesine kadar uzanmaktadır. Yılın bu zamanı İskandinavya bölgesindeki insanlar tarafından “Yule” olarak isimlendirilir ve kutlanırdi. Diğer bir tabirle kış gün dönümü yani kışın başlangıcı kabul edilirdi. Babalar ve oğulları ormana giderek toplayabildikleri kadar odun toplarlardı. Toplanan odunlar bitene kadar yakar ve ziyafet verirlerdi ki bu da yaklaşık olarak 10-12 gün sürerdi. Şimdi ise Yule odunu yakma geleneği Noel’e evrilmiş durumdadır. Diğer yandan Noel, günümüzde, tonton ve kendine has kahkahasıyla meşhur, geyiklerin çektiği kızağıyla uslu çocuklara hediye dağıtan ve dünyaca ünlü Noel Baba’yla da ilişkilendirilmektedir.

Yeni Yıl nedir?

Yeni Yıl, bir takvim yılının bitişi ve diğerinin ise başlamasının kutlanmasıdır. Yıl Yıl’ın hangi gün kutlandığı her kültürün ya da bölgenin kullandığı takvime göre farklılık gösterebilmektedir. Örneğin, Çin yeni yılı, Mart ayında kutlanırken Hint yeni yılı ise Ekim ayında kutlanmaktadır.

Günümüzde en popüler haliyle 1 Ocak’ta (31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece) kutlanan Yeni Yıl, yaygın şekilde kabul gören Gregoryen takvimine göredir. Nitekim, bu takvim de Eski Roma ve sonrasında da yerine geçen Jülyen takvimine dayanmaktadır.

Nasıl kutlanırlar?

Noel, aile bireylerinin bir araya gelerek yemek yedikleri ve birbirilerine hediyeler verdikleri bir buluşma ve ziyafet ile kutlanmaktadır. Yeni Yıl ise nispeten alkollü içeceklerin tüketilerek havai fişek gösterileriyle ve yeni yıla karşı geri sayım yapılarak kutlanır.

Kaynak: Difference between Christmas and New Year
Resim: Color of Christmas by Bennilover

1

The post Noel ve Yeni Yıl Arasındaki Fark Nedir? appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
https://kesfetmekicinyasa.net/noel-ve-yeni-yil-arasindaki-fark-nedir/feed/ 0
Vinyet (Vinetka) Nedir? Uygulamada ne değişti? https://kesfetmekicinyasa.net/vinyet-vinetka-nedir-uygulamada-ne-degisti/ https://kesfetmekicinyasa.net/vinyet-vinetka-nedir-uygulamada-ne-degisti/#respond Sat, 21 Dec 2019 00:49:18 +0000 https://kesfetmekicinyasa.net/?p=774 Şahsi, şirket ya da kiralık aracıyla Bulgaristan sınırları içerisinde seyahat eden herkesin mutlak surette uyması gereken vinyet uygulaması hakkında yazımızda genel olarak ne olduğu, kimlerin tabi olduğu ve nereden hangi ücretlerle alındığının yanı sıra uygulamadaki son değişiklikleri inceleyeceğiz. Vinyet (Vinetka) nedir? Bulgaristan sınırları içerisinde araçla seyahat edenlerin bileceği üzere, ücretli kara yollarının kullanımı için otoyol […]

The post Vinyet (Vinetka) Nedir? Uygulamada ne değişti? appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
Şahsi, şirket ya da kiralık aracıyla Bulgaristan sınırları içerisinde seyahat eden herkesin mutlak surette uyması gereken vinyet uygulaması hakkında yazımızda genel olarak ne olduğu, kimlerin tabi olduğu ve nereden hangi ücretlerle alındığının yanı sıra uygulamadaki son değişiklikleri inceleyeceğiz.

Vinyet (Vinetka) nedir?

Bulgaristan sınırları içerisinde araçla seyahat edenlerin bileceği üzere, ücretli kara yollarının kullanımı için otoyol geçiş ücreti belirli sürelere karşılık olarak alınan ve otomobilin ön camına yapıştırılan özel bir etiket ile sağlanmaktadır. Daha doğrusu artık sağlanmaktaydı şeklinde ifade etmek daha yerinde olacaktır. Nitekim, yeni uygulama ile etiket kaldırılarak tamamen elektronik sisteme geçildi. Söz konusu süreler haftalık, aylık, üç aylık ya da yıllık ve benzeri şeklindedir. Aracınızın ücretli otoyolları kullandığı süre boyunca geçerli bir vinyete sahip olması gerekmektedir.

Kimler Vinyet almalıdır?

Neredeyse çok az istisnanın haricinde tüm araçlar vinyet uygulamasına tabi olduğundan, bu özel durumlar haricindeki herkesin ücretli yollardan faydalandığı süre boyunca geçerli bir vinyete sahip olması gerekmektedir. İstisnai ve özel durumların detayı için aşağıdaki resmi internet sitesinden bilgi edinebilirsiniz.

Nereden ve hangi ücretlerle alınabilir?

Eski uygulamada genellikle benzin istasyonları ya da gümrük kapılarından temin edilen fiziki etiketler, artık elektronik uygulamaya geçilmesiyle birlikte erişimi daha geniş çapta sunmaya olanak sağlamıştır. Buna göre aşağıdaki kanallardan temin edilebilir:

  • İnternetten
  • mobil uygulamalardan
  • ticari satış noktalarındanki otomatlardan (örn. benzinlikler)
  • yetkili mercilere ait satış noktalarındaki kasalardan

Ücretlerndirme ise otomobillerde haftasonu için 10 Leva’dan başlayarak yıllık alındığında yaklaşık 100 Leva’ya kadar çıkmaktadır.

Yeni uygulamaya göre vinyet otomatı…

Uygulamada ne değişti?

2019 yılına kadar fiziki etiket olarak alınıp otomobilin ön camına yapıştırılan etiketler kaldırılılarak tamamen elektronik sisteme geçildi. Buna göre artık sadece yukarıda belirttiğimiz satış kanallarından plakanızı ve diğer bilgilerinizi belirterek aracınız için yapacağınız ödeme yeterli olacaktır. Bu sayede gerek kaçakçılık önlenirken sürücüler için de zaman tasarrufu hedeflenmiştir. Öte yandan naylon etiketlerin doğaya verdiği tahribatta ortadan kaldırılmış olmaktadır.

Daha fazla bilgi ve vinyet satın almak için Türkçe BGTOLL web sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

1

The post Vinyet (Vinetka) Nedir? Uygulamada ne değişti? appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
https://kesfetmekicinyasa.net/vinyet-vinetka-nedir-uygulamada-ne-degisti/feed/ 0
Geri Dönüşüm Hakkında Çarpıcı Gerçekler https://kesfetmekicinyasa.net/geri-donusum-hakkinda-carpici-gercekler/ https://kesfetmekicinyasa.net/geri-donusum-hakkinda-carpici-gercekler/#respond Thu, 12 Dec 2019 22:33:36 +0000 https://kesfetmekicinyasa.net/?p=750 Geri dönüşüm, atık yönetiminin temel yapı taşı olmasına rağmen hala çoğu birey bilgi eksikliği ve kişisel özensizlik nedeniyle günlük yaşamlarında bunu yerine getirmekte güçlük çekiyor. Doğru geri dönüşüm yapılmaması nedeniyle insanlar her yıl 2,12 milyar ton gibi inanılmaz düzeyde atık üretiyor. Her yıl yaklaşık 300 milyon ton plastik atık üretilirken bunların yarısını tek kullanımlık eşyalar […]

The post Geri Dönüşüm Hakkında Çarpıcı Gerçekler appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
Geri dönüşüm, atık yönetiminin temel yapı taşı olmasına rağmen hala çoğu birey bilgi eksikliği ve kişisel özensizlik nedeniyle günlük yaşamlarında bunu yerine getirmekte güçlük çekiyor. Doğru geri dönüşüm yapılmaması nedeniyle insanlar her yıl 2,12 milyar ton gibi inanılmaz düzeyde atık üretiyor. Her yıl yaklaşık 300 milyon ton plastik atık üretilirken bunların yarısını tek kullanımlık eşyalar oluşturuyor. Bu muazzam büyüklükteki plastik atıkların %91’i ise geri dönüşüme tabi tutulmuyor. Nitekim bu plastiklerin de büyük kısmı toprağa ya da okyanuslara karışıyor.

Uluslararası Geri Dönüşüm Bürosuna göre geri dönüşüm 200 milyar dolarlık bir sektör. Birçok ülkede, geri dönüşüm kişisel bir sorumluluktan ziyade idari bir konu olarak ele alınıyor. Birleşik Krallık ve Almanya gibi ülkelerde geri dönüşüm devlet tarafından düzenlenirken, diğerlerinde tüketiciler kanunlarla geri dönüşüme yönlendiriliyor. Dünya çapında geri dönüşüm konusunda ülkelere göre farklı yaklaşım örnekleri var ve şimdi bunlara bir göz atalım.

İşte geri dönüşümle ilgili bilinmesi gereken beş önemli ve ilham verici gerçek:

1. Almanya en çok geri dönüşüm yapan ülke

Dünya Ekonomik Forumun’unun raporuna göre Almanya, atıklarının %56’sını geri dönüşüme tabi tutarak dünyadaki en yüksek geri dönüşüm oranına sahip ülke. Almanlar, atık ayrıştırmasına ilişkin güçlü kurallarıyla ülkelerini geri dönüşümde bir rol model olarak görmeyi seviyorlar. 2003 yılında, Almanya’nın Sosyal Demokrat ve Yeşiller koalisyon hükümeti Pfand (depozito) sistemini uygulamaya sokarak çöp konusunda son derece olumlu bir etki yaptılar. Pfand satın alınan her şişe ya da kabın ücretine eklenen ve kaplar geri dönüşüme götürüldüğünde iade edilen bir depozito bedeli.

2. Güney Kore en yüksek geri dönüştürme oranına sahip Asya ülkesi

2016 yılında Çin dünya plastik atık hacminin üçte-ikisini ithal ederken piyasaları alt üst eden, Batı’dan plastik atık ithalatını durduran yasa teklifini kabul etti. 2018 yılında Güney Kore, %53,7’lik geri dönüştürme oranıyla Avrupa ülkesi olmamasına rağmen en çok geri dönüştüren ilk beş ülke arasına girdi. Güney Kore de 2020 itibariyle renkli plastik şişelerin ve PVC’lerin yasaklanması ve 2027 itibariyle tek kullanımlık bardak kullanımına son verilmesi gibi yasaları yürürlüğe koydu. Atık yok etme ve geri dönüşüm politikalı Çevre Bakanlığınca belirleniyor ve çöp toplama belediyelerce organize ediliyor. Sisteme uymak zorunlu ve uyulmaması durumunda ise yaptırım ve cezalar uygulanıyor.

3. Oregon geri dönüşümün artırılmasını için yasa çıkaran ilk ülke

Geri dönüşüm konusu çok taze bir konsept gibi algılansa da esasında uzun zaman önce ortaya çıkmıştır. 1971 yılında, Oregon geri dönüşümü arttırmayı hedefleyen bir yasa çıkaran Birleşik Devletler’deki ilk eyalettir. Finansal teşvikler aracılığıyla atıkların azaltılması için tüketicilerin alkolsüz içecek ve bira kaplarını çöp yerine geri dönüşüme göndermeleri karşılığında tazmin edilmeleri gibi girişimlerde bulunulmuştur. Günümüzde ise California dahil birçok eyalet bundan esinlenerek benzer şekilde belirli materyallerin geri dönüştürme merkezlerine iletilmesi karşılığında bireylere ödeme yapan California Refund Value gibi programları yürürlüğe sokmuşlardır.

4. İsveç, Panta ile sıfır atık toplumunu hedefliyor

İsveç, geri dönüşümde bir devrim yaratarak yalnızca tamamen yeniden kullanılabilir ürünlerden oluşan bir ekonomi oluşturmayı amaçlıyor. İsveç uzun süredir geri dönüşüm yaptıklarında bireylere iade yapan bir depozito sistemine sahip. Bu şişe ve teneke geri dönüştürme sisteminin İsveççe’de panta denilen bir ismi bile var ve bu kelimeyi geri dönüşüme uygun şişelerin üzerinde görmek mümkün. Teneke ve şişelerle dolu plastik çantalarıyla süper marketlere doğru ilerleyen insanları görmek oldukça sıradan bir manzara. Her yıl İsveçliler çöpe atılabilecek yaklaşık 1,8 milyar şişe ve tenekeyi geri dönüştürüyor.

5. Geri dönüşüm sadece yurtta bitmiyor

Yaklaşık çeyrek yüzyıldan fazla süre boyunca ABD, Britanya, Almanya, Japonya ve Meksika gibi gelişmiş birçok ülke Çin’in en büyük atık plastik ihracatçılarıydı. Greepeace ABD’nin okyanus kampanyaları direktörü John Hocevar, 2018 yılında “kendi atıklarının sorumluluğunu üstlenmek yerine Birleşik Devletler şirketleri, kendilerini koruyacak yasal düzenlemelerden yoksun gelişmekte olan ülkeleri sömürüyor” şeklinde demeç verdi. Çin’in daha fazla atık kabul etmeme kararı ise küresel plastik atık krizinin ne çapta olduğunu gözler önüne serdi. Öte yandan, bu karar ayrıca ülkeler için kendi atıklarının sorumluluğunu üstlenme fırsatını da ortaya çıkarmış oldu.

Kaynak: Facts About Recycling: A Global Approach, Shreyashee Roy
Resim: DSCF0294 by Gilberto Santa Rosa

1

The post Geri Dönüşüm Hakkında Çarpıcı Gerçekler appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
https://kesfetmekicinyasa.net/geri-donusum-hakkinda-carpici-gercekler/feed/ 0
İngiltere’de Araçlar Neden Sağdan Direksiyonlu? https://kesfetmekicinyasa.net/ingilterede-araclar-neden-sagdan-direksiyonlu/ https://kesfetmekicinyasa.net/ingilterede-araclar-neden-sagdan-direksiyonlu/#respond Sun, 10 Nov 2019 21:18:48 +0000 https://kesfetmekicinyasa.net/?p=720 Hiç İngilizler’in neden sağdan direksiyonlu araçlar kullandığını merak ettiniz mi? Aslında bunun tarihi bir sebebi var ve tamamıyla kılıç tutan elin serbest kalması esasına dayanıyor. Orta Çağ’da seyahat ettiğiniz zaman neyle karşılaşacağınızı asla bilemezdiniz. Çoğu kişi sağ elini kullandığından, karşınızdaki kişiyi sağınızla karşılayıp gerektiğinde boşta olan sağ elinizle kılıcınızı çekebilirdiniz. (Benzer şekilde Orta Çağ’da inşa […]

The post İngiltere’de Araçlar Neden Sağdan Direksiyonlu? appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
Hiç İngilizler’in neden sağdan direksiyonlu araçlar kullandığını merak ettiniz mi?

Aslında bunun tarihi bir sebebi var ve tamamıyla kılıç tutan elin serbest kalması esasına dayanıyor.

Orta Çağ’da seyahat ettiğiniz zaman neyle karşılaşacağınızı asla bilemezdiniz. Çoğu kişi sağ elini kullandığından, karşınızdaki kişiyi sağınızla karşılayıp gerektiğinde boşta olan sağ elinizle kılıcınızı çekebilirdiniz. (Benzer şekilde Orta Çağ’da inşa edilen kalelerin kule merdivenleri de aşağıdan yukarıya saat yönünde tırmanmaktadır. Bu sayede savunma yapan askerler kılıçlarını savururken avantajlı konumda olurken, saldırı yapan askerler (merdivenden yukarı çıkan) ise bu avantajdan mahrum bırakılmış olurdu.)

Öte yandan, “solda kal kuralı” çok daha eski tarihlere kadar uzanabilmektedir. Romalılar’ın yük ve at arabalarını yolun solunda kullandıklarına dair arkeologlar tarafından keşfedilen kanıtlar bulunmaktadır. Ayrıca, Romalı askerlerin daima yolun solundan uygun adım yürüyüş yaptıkları da bilinmektedir.

Bu yol kuralı resmi olarak ilk kez M.S. 1300’lü yıllarda Papa Boniface VIII tarafından Roma’ya gelen tüm seyyahların soldan ilerlemesi istenerek konmuştur.

At ve yük arabaları

Bu kural, büyük yük arabalarının taşıma için yaygınlaştığı 1700’lü yılların sonuna kadar hayatta kalmıştır. Büyük yük arabaları birkaç çift attan oluşuyor ve sürücüsü için bir oturma kısmı bulunmuyordu. Bunun yerine, sürücü en arka soldaki atın üzerinde oturuyor ve böylelikle kamçıyı tuttuğu eli serbest kalıyordu. Ancak solda oturarak sürüş, soldan akan trafikte karşı yönden gelen trafiği yönetmek anlamında oldukça güç olmaktaydı.

Devasa boyutlardaki taşıma arabalarının coğrafi uygunluk sayesinde oldukça yagın olduğu ABD ve Kanada’da ise ilk kez 1792 yılında Pennsylvania eyaletinde “sağda kal kuralı” kanun haline gelmiş ve onu diğer eyaletler takip etmiştir.

Fransa’da ise 1792 kararnamesi ile “sağda kal kuralı” yasallaşmış ve sonrasında Napolyon tarafından tüm Fransız sömürgelerinde de uygulanması istenmiştir.

İngiltere’de ise büyük yük arabaları yaygın değildi ve daha küçük at arabalarının sürücü için atların arkasında bir oturağı mevcuttu. Çoğu insan sağ elini kullandığından, sürücü kamçıyı kullandığı sağ elini serbest kılmak için oturağın sağına otururdu.

18. yüzyılda Londra’daki trafik tıkanıklığı yeni bir kanunun çıkarılarak kazaların önlenmesi amacıyla tüm trafiğin soldan akmasını zorunlu kılmıştı. Daha sonra bu kural 1835 yılında “Otoyol Yasası”yla birlikte tüm Britanya İmparatorluğu’na uygulanmaya başlamıştır.

Yakın geçmiş ve günümüz

20. yüzyıla gelindiğinde ise Avrupa’da trafik kurallarının uyumu çerçevesinde trafik akışının kademeli olarak soldan sağa doğru kaydığını görmekteyiz. Bu geçişi son yapan Avrupa ülkesi İsveçtir. Dagen H (H günü) olarak ilan edilen 3 Eylül 1967 gecesi sabaha karşı saat 04:50’de 10 dakika süreyle ülke çapında tüm trafik durdurularak sağdan sürüş şeklinde yeniden akışa izin verilmiştir.

Günümüzde ise tüm ülkelerin sadece %35’i sağdan direksiyonlu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağdan direksiyonlu araç kullanan ülkeler arasında Hindistan, Endonezya, İrlanda, Malta, Japonya, Yeni Zelanda, Avustralya ve 2009 yılında geçiş yapan Samoa bulunmaktadır. Çoğu ada olan bu ülkelere karadan erişim söz konusu olduğunda ise sağdan akıştan soldan akışa geçiş; trafik ışıkları, üst geçitler ve tek yön şeritleri ile sağlanmaktadır.

Kaynak:
Why do the British drive on the left?” by Ellen Castelow
Resimler:
Buckingham Palace Beyond Traffic” by Chip Griffin
Sign – Drive on left in Australia” by Alpha

1

The post İngiltere’de Araçlar Neden Sağdan Direksiyonlu? appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
https://kesfetmekicinyasa.net/ingilterede-araclar-neden-sagdan-direksiyonlu/feed/ 0
Katalan Eşeği: Bir Kültür ve Bağımsızlık Sembolü https://kesfetmekicinyasa.net/katalan-esegi-bir-kultur-ve-bagimsizlik-sembolu/ https://kesfetmekicinyasa.net/katalan-esegi-bir-kultur-ve-bagimsizlik-sembolu/#respond Wed, 16 Oct 2019 20:31:47 +0000 https://kesfetmekicinyasa.net/?p=689 İspanya denince çoğu kişi için ilk akla gelen şeylerden bazıları; sıcak hava, Picasso, siesta ve boğalar… Peki gerçekten öyle mi? Kısmen, evet. Ancak İspanya’nın her yerinde boğaları ya da daha doğru tabirle boğa figürlerini görmek mümkün değil ki bunlardan bir tanesi de başkenti Barcelona olan Katalonya özerk bölgesi. Çünkü Katalonya ve Katalanlar aslında tamamen kendilerine […]

The post Katalan Eşeği: Bir Kültür ve Bağımsızlık Sembolü appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
İspanya denince çoğu kişi için ilk akla gelen şeylerden bazıları; sıcak hava, Picasso, siesta ve boğalar… Peki gerçekten öyle mi? Kısmen, evet. Ancak İspanya’nın her yerinde boğaları ya da daha doğru tabirle boğa figürlerini görmek mümkün değil ki bunlardan bir tanesi de başkenti Barcelona olan Katalonya özerk bölgesi. Çünkü Katalonya ve Katalanlar aslında tamamen kendilerine has bir bayrağa, dile, kültüre ve hatta sembole sahipler: Katalan eşeği…

Katalonya’nın sembolü, Katalan eşeği ve İspanya’nın sembolü, İspanyol Boğası…

Geçmişten Günümüze Katalan Eşeği

Katalonya bölgesine özgü yerel bir eşek türü olarak karşımıza çıkmakla beraber en eski ve en geniş cinslerden bir tanesi. Dünya üzerinde sadece Katalonya bölgesinde ve Güney Fransa civarında görülebilmesi nedeniyle ender bir tür olma özelliğine sahipken günümüzde ise soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Yer yüzünde yaşayan yalnızca dört yüz ya da beş yüz üyesinin kaldığı tahmin edilirken bu sayının bir zamanlar elli binlere kadar çıktığı belirtilmektedir. Uysallığı ve güçlü iradesiyle bilinen bu tür, yüzyıllar boyunca tarım sektörünün en büyük yardımcıları olarak görev almıştır.

Bir Kültürün Sembolü

Geçmişte güçlü bir sembol olarak karşımıza çıkmamasına rağmen popüleritesini 2004 yılında Banyoles kasabasındaki, Jaume Sala ve Àlex Ferreiro ismindeki iki kafadara borçludur. Jaume ve Àlex, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bu eşek türüne dikkat çekmek adına özellikle otomobiller için eşek figürü olan etiketler yaptırırlar. Aslında bu işi biraz da eğlence olması için yaparlar ancak aldıkları tepki beklentilerin de ötesinde olur. Sembol, aylar sonra o kadar popüler olur ki çeşitli etiketlerde ve t-shirtlerde de boy gösterir.

Günümüzde Katalan Eşeği figürü

Günümüzde ise verdiği sosyal mesajın yanı sıra özellikle ayrılıkçı kesimler için Katalan ulusunun sembolü niteliğindedir. Her ne kadar resmi olarak Katalonya’nın sembolü olmasa da gayri resmi olarak otomobillerde ve hediyelik eşya mağazalarında sıkça rastlamak mümkündür. Bölgeye has bir hayvan türü olmasının yanı sıra barışçıl, kararlı ve çalışkan yapısı nedeniyle bölge halkının sempatisini kazanmayı başarmıştır.

Kaynaklar:
The Catalan Donkey
The Catalan Donkey: From A Joke To A Tradition
The Catalan donkey: a symbol of Catalan culture

1

The post Katalan Eşeği: Bir Kültür ve Bağımsızlık Sembolü appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
https://kesfetmekicinyasa.net/katalan-esegi-bir-kultur-ve-bagimsizlik-sembolu/feed/ 0
Medusa: Güzellik Abidesi’nin Korkunç Hikayesi https://kesfetmekicinyasa.net/medusa-guzellik-abidesinin-korkunc-hikayesi/ https://kesfetmekicinyasa.net/medusa-guzellik-abidesinin-korkunc-hikayesi/#respond Sun, 13 Oct 2019 22:00:54 +0000 https://kesfetmekicinyasa.net/?p=666 Yunan mitolojisinde farklı versiyonlarda birden çok Medusa hikayesi mevcuttur. Yazımızda, bunlardan bir tanesini sadeleştirerek ve kendi yorumumla işleyeceğiz. Mitolojik çağlarda üç kız kardeşten biri olan Medusa’nın, yaşadığı dönemde gerek ölümlüler gerekse tanrılar arasında güzelliğiyle bilindiği söylenir ve güzelliği tanrıları bile kıskandırabilecek türdendir. Ancak, diğer iki kız kardeşinin aksine Medusa ölümlüdür ve sahip olduğu bu destansı […]

The post Medusa: Güzellik Abidesi’nin Korkunç Hikayesi appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
Yunan mitolojisinde farklı versiyonlarda birden çok Medusa hikayesi mevcuttur. Yazımızda, bunlardan bir tanesini sadeleştirerek ve kendi yorumumla işleyeceğiz.

Mitolojik çağlarda üç kız kardeşten biri olan Medusa’nın, yaşadığı dönemde gerek ölümlüler gerekse tanrılar arasında güzelliğiyle bilindiği söylenir ve güzelliği tanrıları bile kıskandırabilecek türdendir. Ancak, diğer iki kız kardeşinin aksine Medusa ölümlüdür ve sahip olduğu bu destansı güzelliğin bedelini oldukça ağır bir şekilde ödeyecektir.

Güzel bir bakire olan Medusa, sadakatini Olimpos dağındaki tanrıların en kudretlilerinden biri sayılan Zeus’un kızı Athena’ya armağan etmiştir. Zeka, sanat ve barış tanrıçası olan Athena’nın tapınağından hizmet edebilmenin en önemli koşullarından biri de bakire olmaktır.

Medusa’nin güzelliği denizler tanrısı Poseidon’un da gözünden kaçmaz. Diğer yandan Athena’yı kendine rakip olarak gören Poseidon için Medusa’yı kullanmak da kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Hislerine ve iç hesaplaşmalarına karşı koyamayan Poseidon, bir gün Athena’nın tapınağında Medusa’ya zorla sahip olur. Bu durum Athena’yı çok öfkelendirir. Athena, tapınağında böyle bir olayın yaşanmasını hem aşağılayıcı hem de haince bulmaktadır. Athena’nın en önemli kurallarından bekaret kuralı çiğnenmiştir. Bu nedenle de su götürmez sadakatine rağmen Medusa’yı derhal cezalandırmaya karar verir. Medusa’nın yalvarışları ve duaları hiçbir fayda etmeyecektir.

Athena’nın öfkesi öylesine büyüktür ki Medusa’nın sahip olduğu tüm güzelliği elinden alarak, onu çirkin bir canavara dönüştürür. Medusa’nın ipek gibi saçlarının ise her bir teli canlı birer zehirli yılana dönüşür. Güzel gözleri ise artık baktığı herkesi taşa çevirmektedir. Athena bununla da kalmayıp onun yanında durmak isteyen kız kardeşlerini de aynı kötü lanetle cezalandırır.

Zeka, sanat ve barış tanrıçası Athena’nın lanetiyle cezalandırılan kızkardeşler Sarpedon adasına dönerler. Adayı nadiren terk eden Medusa’nın hayatı baştan aşağı değişmiştir ve kaderi ona yeni bir görev vermiştir. Bu duruma düşmesine sebep olan Poseidon’a olan nefretiyle ve ondan intikam alma açlığıyla, kendisini yakalamak ve başını bedeninden ayırmak isteyen tüm erkekleri bakışlarıyla taşa çevirir.

Ve Perseus…

Pek çok kelle avcısı için öldürülmesi gereken şeytani bir av haline gelen Medusa, kimseye kurban olmamıştır. Ancak, bu durum Perseus’un sahneye çıkmasıyla sonsuza dek değişmek üzeredir. Kral Polydectes, Perseus’un annesiyle evlenmek istemektedir ancak Perseus bu duruma karşıdır. Bunun üzerine Kral, Perseus’a başarmasının imkansız olduğunu düşündüğü bir görev verir: Medusa’nın kellesini almak…

Perseus’a verilen bu görev tam anlamıyla bir intihar girişimidir ancak bu görev için Perseus tanrılarına tapınarak onlardan yardım ister ve karşılığında hediyelerini alır. İntihar görevi için Medusa’nın taşa çeviren bakışlarından korunmak üzere kalkanla mükafatlandırılır. Zeus’un habercisi Hermes’ten kanatlı sandaletleri ve tanrıların demircisi Hephaestus’tan ise özel bir kılıç alır. Son olarak, ölüler diyarının tanrısı Hades de ona görünmezlik pelerinini verir. Tüm bu ganimetlerle yola çıkan Perseus, nihayet Medusa’nın hayatını sürdürdüğü Sapharose adasına ulaşır ve gizlice Medusa’nın yaşadığı mağarada başını alarak öldürür. Bu ölüm, Medusa’nın akan iki damla kanından iki tane yavrusunun filizlenmesini sağlayacaktr ki bunlardan bir tanesi mitolojide oldukça meşhur yaratıklardan biri olan Pegasus’tur.

Perseus adayı terketmek için kaçarken Medusa’nın cansız bedeni kız kardeşleri tarafından farkedilir ve katili aramaya koyulurlar. Ancak, Perseus tanrılardan aldığı yardımlar sayesinde görünmezlik pelerinini kullanarak kurtulmayı başarır.

Perseus ve Medusa’nın kesik başını tasvir eden bir heykel sanatı

Genç kahraman Perseus, eve dönüş yolunda karşısında çıkan diğer engelleri de elinde tuttuğu Medusa’nın kesik başındaki taşa dönüştüren bakışları kullanarak aşmayı başarır. Muazzam başarısı karşısında şaşkına dönen kral aynı zamanda hem planının suya düşmesinden hem de istediği kadını elde edememekten ötürü öfkelidir. Tek çare Perseus’u ortadan kaldırmaktır. Fakat Perseus, Kral ve muhafızlarını Medusa’nın başını kullanarak birer taş heykele dönüştürür.

Nihayetinde, Perseus, Medusa’nın kesik başını her şeyin başladığı yerde Athena’ya teslim eder. Böylelikle sembolik olarak da olsa Medusa ait olduğu yere, Athena’nın yanına dönmüş olur. Medusa’nın başı Athena’nın kalkanına yerleştirildiği o günden beri Medusa koruyucu gücü sembolize etmektedir.

Görseller:
“Head of Medusa Painting” photo by Painting Valley
“Head of Medusa Painting” by Glen Vause
“Perseus with the Head of Medusa” photo by Mike G

0

The post Medusa: Güzellik Abidesi’nin Korkunç Hikayesi appeared first on kesfetmekicinyasa.net.

]]>
https://kesfetmekicinyasa.net/medusa-guzellik-abidesinin-korkunc-hikayesi/feed/ 0