Son yarım yüzyılda teknolojinin gelişim hızının muazzam şekilde yükselmesi ve ekonomik büyümenin getirdiği kişi başına düşen milli gelirin artmasıyla birlikte tüketim toplumlarının da tohumları filizlenmeye başlamış oldu. Diğer yandan iletişim araçlarındaki çeşitlilik ve ulaşılabilirlik de lüks algısını ihtiyaç algısına çevirmeyi başarmıştı. Tam da bu esnada, minimalizm ya da minimalist yaşam kavramları da hayat bulmayı başardı. Peki ama neydi bu minimalizm ya da minimalist yaşam dedikleri? Sadece bir masa ve iki sandalyeden oluşan bir oda ve yatak ile dolaptan ibaret bir yatak odası mı?
Nedir Minimalist Yaşam?
Minimalist yaşam ya da kısaca minimalizm denince çoğu kişide oluşan algı sadece birkaç parça eşya ile yaşayarak mutlu olmaya çalışmak iken esasında bu konsept çok daha geniş bir perspektifle ele alınmayı gerektiriyor. Çünkü minimalizm sadece tüm eşyalardan kurtulmak anlamına gelmiyor. Minimalizm, sadece evinizdeki değil, hayatınızdaki gereksiz tüm eşyaları çıkararak mutluluğa yer açmanızı hedefleyen bir akım. Çekmecenizi açtığınızda aradığınızı bulamadığınızda yıllar önce oraya koyup unuttuğunuz şeyleri bulduğunuz oluyor mu? Ya da kıyafet dolabınızı açtığınızda hiç giymeseniz de kıyamayıp sakladığınız onlarca kıyafetiniz yüzünden yenilerine yer bulamadığınız? Belki de bir kullanmak amacıyla sırf indirimde diye aldığınız ve balkonunuzda sakladığınız kamp çadırı ve balık oltası… İşte minimalist yaşamın da kastettiği tam olarak bu. Tüm bunlar büyük bir ihtiyaç algısı ve tüketim açlığıyla evlerinizi doldururken yaşama yer kalıyor mu sizce?
“CD’ler, hafıza kartları, DVD’ler, harddiskler… Hafızaya olan açlığımız sınırsız. Hayatı biriktirmek istiyoruz; her şeyi saklamayı. Ama hayatın telaşı içinde bazen bir şeyi unutuyoruz: Anıları saklamadan önce onları yaşamayı…”
(Renault Captur reklamı)
Minimalist yaşama hazır mısınız?
Üreticilerin toplum üzerinde başarıyla oluşturdukları bitmek bilmeyen satın alma arzusu, tüketimi körüklerken bireylerde ise sanal bir mutluluk arayışına dönüştü. Satın alınan her yeni eşyanın getirdiği geçici mutluluk kibrit alevi gibi bir anda parlayarak yanıyor ancak kısa sürede sönüyor. Uzun zamandır almayı planladığınız ve düşlerinizi süsleyen X marka bir saat ya da telefon düşünün. İlk olarak mağaza vitrininde ya da reklamlarda gördünüz ve daha sonra arkadaşınızın elinde… Evet, kesinlikle sizin de bir taneye sahip olmanız gerekiyor değil mi? Karar veriyorsunuz ve belki de kısa bir araştırmadan sonra hazzı belki bir gün belki de bir hafta sürecek olan bir şeye kredi kartınızla on iki ay taksit yaptırarak sahip oluyorsunuz. Ancak sahip olduğunuz andan itibaren haz seviyesi hızla düşmeye başlıyor. Oysa ki uzun süre hayallerinizi süsleyen şeye o anda sahipsiniz. Size de tanıdık geldi mi?
Nereden başlamalı?
Her şeyde olduğu gibi minimalist yaşama da koşarak gitmek ayağınızın takılıp düşmenize ve bu fikirden tamamen uzaklaşmanıza sebep olabilir. Bu nedenle bebek adımlarıyla başlamakta fayda var. Örneğin ilk olarak uzun zamandır toparlamayı düşündüğünüz çekmecenizden başlayabilirsiniz. Eğer son bir yılda kullanmadığınız eşyalarınız varsa ve bunların sizin için özel bir manevi değeri yoksa tüm bunları satarak ya da yakınlarınıza ve ihtiyaç sahiplerine hediye ederek hayatınızda yer açabilirsiniz.
Hayatınızda bu şekilde açacağınız yer hem maddi olarak cüzdanınızdan daha fazla para gitmesini hem de manevi olarak tüm bu eşyaların bakımı ve temizliği gibi sebeplerden en büyük varlığınız olan zamanınızın akıp gitmesini önleyecektir.
Kimi kesimlerce hiç bilinmezken kimi kesimlerce de yanlış bilinen minimalist yaşamı, minimalist bir şekilde anlatmak bile aslında sıradan bir motorsikleti kibrit kutusuna sığdırmaya çalışmaktan farksız ki zaten burada amacımız minimalist yaşam tarzını baştan aşağı irdelemek de değil. Çünkü herkesin minimalist yaşam düzeyi bir diğerine göre farklılık gösterebiliyor. Peki siz kendi minimalist yaşam yolculuğunuza yelken açıp keşfetmeye ne dersiniz?
Resim: “Beach Hut” by Paul Symes – Under Creative Commons license
1







1 Comment
Это хороший сайт